|

SİMSİM
Sinsin oyunu, bilhassa
düğünlerde gece vakti yalnız köy delikanlılarınca toplu olarak oynanır,
davul zurna eşlik eder. Düğün gecesi düğün evinin önündeki bir meydanlığa
ateş yakılır. Bu ateşin üzerine uzun odunlar, diklemece konik şekilde
çatılır. Ateş alarak yanan odunlardan etraf aydınlanır. Oynayacak gençler
seyirciler arasında dağınık halde bulunduklarından seğirtip (koşup) ateş
çevresinde halka kurarlar. Bir genç, ortada ateş karşısına geçer ve davulun
temposuna ayak uydurarak, birer ayak üzerinde nöbetleşe sıçrayarak raksa
başlar. İlk defa ortaya çıkıp oynamaya koyulan bu genç, ateşin etrafında
çepeçevre toplanan halkın arasından birden meydana çıkarak her hangi bir
oyuncu tarafından yakalanmamak için çok dikkatli bulunmaya ve etrafı
kollamak üzere cephe değiştirerek oynamaya mecburdur. Oyunun gayesi,
oyuncular oynarken bile hep tedbirli bulunmaya alıştırıp teşvik etmektedir.
HALAY
Halayın
tanımlarına gelince, davul ve zurna eşliğinde, toplu olarak oynanan en az üç
kişiden başlayıp genişleyebilen, toplu düz dizi halinde ve disiplinli bir
şekilde oynanan, kadın ve erkek el ele tutuşarak, halka teskil ederek ve
muntazam ritimlerle ayak vurarak oynanan oyundur. Halaylar davul ve zurna
eşliğinde oynanır. Eller, omuzdan, parmaklardan ve belden tutularak oynanır.
Halayın başındaki oyuncuya "halaybaşı", sondaki oyuncuya "poççik" denir.
Mendil
sallamanın özel bir önemi vardır. Halaylar 1,2,3,4 bölümlü olarak
olabilirler.
AĞIRLAMA
Düğün törenlerinde törene katılanlar belli yerlerde toplanırlar. Bu yer,
nişan için kız evi, düğün için erkek evidir. Törenin yapılacağı yere gelen
konuklar karşılanır, ağırlanır ve tören bitiminde uğurlanır. Karşılama,
ağırlama ve uğurlama törenlerinde oynanan halk oyunları ayrıdır.
Karşılama, oyunun akışının hızla başlayıp yine aynı hızla biten oyundur.
Ağırlama, ağır bir tavırla yavaş hareketlerle oynanan bir oyundur.
Uğurlamada oyunlar yavaş başlayıp hızla biter.
Oyunlar seyirci karşısında oynanır. Oyunun oynandığı ortam bazen bir evin
avlusu, bazen bir oda bazen de bir düğün salonu olabilir. Ekip başı oyunu
yönetir, komutlarıyla oyuncuları yönlendirir.
Oyunlar genelde türkülüdür. Günümüzde; davul, zurna, klarnet, tulum, tef,
tepsi, kaval, dilsiz kaval, erbana, kabak kemençe, şehir merkezinde, cümbüş,
darbuka, zilli tef, bağlama ve koto eşliğinde oynanır. Halk oyunları düğün,
nişan, kına, bayram, asker uğurlama, toplantılar ve törenlerde oynanır.
Köylerde oynanan halk oyunları genellikle özel günlerde oynandığı için
bayramlık tabir edilen en yeni, temiz, bazen de "Sandıktan" tabir edilen
giysiler giyilerek oynanır.
DALLİKE
Yöremiz'de
oynanıp adını türküsünden almıştır. Sıra oyunudur. Ağırlama ve Yeğinneme
kısımları vardır. Amasya'nın kadın oyunlarından olan "Dımbılgaz"da hoştur ve
adını sözlerinden almıştır. "Keleğay" giyimli bir kız tarafından yürütülür.
Bunu kadın oynamaz. Yine oranın "Yalel Zamahı" uzak menşei mistik görünen
Zamah adlı oyunlara güzel bir örnektir. Havası ayrıdır.
YELDİRME
Bir halay
oyunu olup, iki - üç kısımlı oluşurlar. Oyunların ikinci veya son kısmına
Yeldirme denir. Bayburt yöresine bu anlamda "Üstleme" tabiri kullanılır.
Çorum havalisindeki "Hoplatma" veya "Otlatma" tabiri aynı şeydir. Orta
Anadolu'daki anlamdaşı "Tezleme"dir. Orta Anadolu'da hoplamak ve zıplamak
manasında, yakın zamana kadar hotlamak fiili kullanılıyordu.
KÜŞTAHLI
Çorum
oyunlarındandır. İğdeli Gelin, Türkmen Kızı ve Çorum Halayı yanında hatırı
sayılır bir kendine göreliği vardı. Kadınlı erkekli karma oynanan Küştahlı
ve Dallike de oranın dolay köylerindendir. Çorum'da, 25 kadar yerli oyun
yakın çağa kadar vardı, şimdi unutulmuştur.
HALAY
Halay,
asırlardan beri gelen ve karakteri bakımından alelâde eğlence oyunundan
tamamiyle farklı "ritual dance" mahiyetini taşıyan çeşitli sıra
oyunlarımızın genel adıdır. Halayların figürleri vakur, ciddi ve nezihtir
MANİLER
Amasya folklorunda
maniler önemli bir yer tutar. Amasya yöresindeki toplumsal yaşayışın,
coşkunun, heyecanın yoğun bir şekilde yaşadığı maniler, düğünlerde ezgili
olarak okunur. Genelde genç kızlar bir araya geldiklerinde, eğlenmek amacı
ile mani söylerler.
Mani söyleneceği zaman
güzel tef çalan biri eline “el tefi” alır. Bir taraftan çalıp diğer taraftan
mani söyleyerek kendisine eşlik edecek birini arar. Bazen mani söyleyecek
kişiler istekli olmayabilir. Bu durumda onu teşvik etmek için ardı ardına
maniler sıralanır. Bu manilerin içeriği mani atışmasına girmesi istenilen
kişiyi kızdırmak amaçlı olabilir. Ortam iyice ısınmaya başlayınca söylemeye
niyetli olmayan kişi onun söylediğine karşılık olarak mani söyler. Böylece
mani yarışı (atışması) başlar.
|
|
Duvarda makas asulu
Elbiseler kesülü
Bana mani sorarsan
Kirli çuval basulu
Çay aşağu giderim
Topal koyun güderim
Eğer anam vermezse
Bohçamı alur giderim
Mavi boyarlar mola
Sevsem duyarlar mola
İkimizde bir boyda
Nikah gıyarlar mola
Harmanlarda ot bitti
Goyun yayulsun diye
Hatıp kekül sallamış
Muhtar bayulsun diye
Üzüm goydum sepete
Yar oturur tepede
Ben bir yeni yar sevdum
Şan olsun memlekete
Altınım var boynumda
İki ellerim goynumda
Ela gözlü sevduğum
Gece gündüz aynımda |
Altını bozdurayım
Sıraya dizdireyim
Elma armut değülsün
Cebimde gezdireyim
Yaylanın çimenini
Hep toplamış geyikler
Sevdalunun işine
Ne garuşur böyükler
Gayalardan ot biter
Guzular yayulsun diye
Gızlar kekürt* sallar
Oğlanlar bayulsun diye
Dozer geliyor dozer
Çekilin sizi ezer
Benim sevduğum oğlan
Sinan Özer’e benzer
Yayladan mı geliyon
Sırtındaki yayuk mu
Ben sağa ayakkabı verdüm
Ayağundaki çaruk mu
Ambar altunda cecük
Bacakları küçücük
Benüm sevduğum oğlan
Dünyalarda biricük
|
|
TEK KAPIDAN
ÇIKTIM YÜZÜM PEÇELİ
Tek kapıdan çıktım yüzüm
peçeli
Ahbaplar oturmuş iki geçeli
Hulusim de alnı sıra perçemli
Neyleyim dünyada dünya malını
Gönül arzediyor eski halini
Dağdan yuvarlandı
kayalarımız
Gamile yoğruldu mayalarımız
Nola taş doğursaydı analarımız
Neyleyim dünyada dünya malını
Gönül arzediyor eski halini
Mezarımı Helvacı'ya
eşsinler
Al yeşili üzerime örtsünler (vay vay)
Gelen geçen yazık olmuş desinler
Neyleyim dünyada dünya malını
Gönül arzediyor eski halini
BULGURU
GAYNATIRLAR
Bulguru gaynatırlar
Yüksekte yaylatırlar
Şu Amasya gençleri
Sin sini oynatırlar
(NAKARAT)
Haydi de Kenanım Kenanım
Açma yorganım yorganım
Üşür her yanım her yanım
Sarıl açanım doldur imanım
Köşe başında durdular
Müşavere kurdular
On beş yiğit içinde
Kenanımı vurdular
NAKARAT
Tozanlı düzde kaldı
Gözlerim izde kaldı
Oğlanı bir dert aldı
Dermanı kızda kaldı
NAKARAT
HÖÇÜLLÜ
Höçüllü de yavrum höçüllü
Yaylada buldum göçünü
Dakıver de zillerin üçünü
Oyna da meydan senindir aman
Dönüver de meydan senindir aman
Dönüver de meydan senindir güzelim
Merdini yavrum merdini
Kim bilir kimin derdini
Dakını ver zillerin dördünü
Oyna da meydan senindir aman
Dönüver de meydan senindir aman
Dönüver de meydan senindir güzelim
YARİNEN
GEZDİĞİM DAĞLAR
Çıktım şu dağlara da
seyran ederken
Yarinen gezdiğim dağlar ürüşan
Gulak verdim her tarafı dinledim
Bir ben değil cümle alem perişan
Eylen güzel eylen gavil keselim
Gavil mutebardır dönmemesine
İkimizde bir dala yuva kuralım
Şu daldan bu dala gonmamasına
KADER
Ebdest aldım da ilkindiyi
gılmaya
Camiye vardım namazımı durmaya
Gözümü ağdurdum iyce kilim çalmaya
Orda da zopayı yidürdün gader bana
Sürüne sürüne pazara vardum
Altmış kuruş verdim bir öküz aldum
Sabaha koşmadan gıçını gırdım
Onu da üç gıçlı eyledin gader
Ağlarım ağlarım gözlerim yaşlı
Dört evlet büyüttüm çileli başlı
Ellere kumaş geydirdin ucu nakışlı
Bana da boz urbayı mehel görmedin gönül
YÜCE DAĞ
BAŞINDA BİR CİZ GARİDİM
Yüce dağ başında bir ciz
garidim
Yel vurdu da ufak ufak eridim
Evel muhabbetli yarin ben idim
Şimdi yad ellerden bakan ben oldum
Yüce dağ başında ben de Leyla’yım
Otur yanıma da derdim söyleyim
Halimden bilmedük yari neyleyim
Getme güzelim dön geri gel
GİTME GÜZEL
DÖN GERİ GEL
Melez göynek giyinmiş
yakasu nazük
Goluna dakunmuş altun bilezük
Öpmeye gıymadum sıkmaya yazuk
Gitme güzel dön geri gel
Melez göynek giyinmiş yakası kirli
Şeftali satarlar ikili birli
Aslını sormayın Diyarbekirli
Gitme sevdiceğim dön geri geri |